
ucu bucağı belli olmayan bir su birikintisi..nasıl birikintiyse artık...tahmini olarak tam ortasında ise kişi...sonsuzluk...rahat ve memnunsa halinden sorunsuzluk...yorgun ve batıyorsa soluksuzluk...
ya da çok zorlamadan birazcık kıyıya gitmeli..kollarını dayamalı iskelenin merdivenlerine...şöyle bir uzatıp bacaklarını ileriye..suya bakmalı...sürekli ortalarda dolaşmaya gerek yok... belki balıklar da vardır birikintide farkedilmeyen, yosunlar, mercanlar...ve aslında o kadar da ıssız değildir...küçük kara parçaları vardır ileride...ama suyun ortasındayken insan, kendinde kalmaya çalışmaktan pek de umursamıyor...
tam şimdi kollar dayanmışken iskele merdivenine, biraz sonra biliyor batmaya başlayacak ıslak ahşap dirseklerine.. yine de tadını çıkarmak lazım bu süreli dinlenişin...süreli çünkü suyun ortasında yaşamaya alışmışlar için iskeleler sürelidir..ancak kollarını dayadıkları bir yer..çıkmak istemezler merdivenlerden...kurumaya niyetleri yoktur..buruş buruş olmak da umurlarında değildir pek...hatta kıyıdakilere anlamadan bakarlar.."su var yahu neden girmiyorlar..."
ilk başta muhteşem sonsuzluk..zamanla sorunsuzluk ve en son soluksuzluk..nedense soluksuz kalana kadar beklemek..doyumsuzluk...
ucu bucağı belli olmayan bir su birikintisi..nasıl birikintiyse artık...tahmini olarak tam ortasında ise kişi...sonsuzluk...rahat ve memnunsa halinden sorunsuzluk...yorgun ve batıyorsa soluksuzluk...
zamanla sorunsuzluğun ortalarında, dinlenmeyi akıl edebilenler için....
bütün vitamini kabuğunda...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder