2009-04-16

island blues


koop'tan tüm kaosa geliyor;


hello my love
it’s getting cold on this island
i’m sad alone
i’m so sad on my own
the truth is
we were much too young
now i’m looking for you
or anyone like you

we said goodbye
with the smile on our faces
now you’re alone
you’re so sad on your own
the truth is
we run out of time
now you’re looking for me
or anyone like me

na na na na…

hello my love
it’s getting cold on this island
i’m sad alone
i’m so sad on my own
the truth is
we were much too young
now i’m looking for you
or anyone like you

lafın tamamı aptala söylenir...

sen üzülme ben varım=P


güneşin enerjisini üstümden çektiği anda başlıyor yalnızlık hissi. hissizliğin hissi, bir saçmalama dürtüsü. bencilliklerle örtülü dünya, battaniyenin altı sıcak, kimse burnunu bile uzatmak istemiyor dışına. tir tir titriyorum.

kimsesiz değilim ki ben, hep kendim var. bir de kedim var, varla yok arasında, kediliğinin bile farkında değil. kendi kedimi yanımda götüremiyorum gittiğim yere. titriyorum.

sonsuz değilsin dünya ama çok yalnızsın, kendin yok. yarılıp, patlayıp, batıyorsun günden güne. bırakın da yaşayalım be.

sigaranın külünden böcek diye korkmak, korkmak, korkmak. kim ki bu insanlar, yalnız değilim ki ben, hep kendim var, titriyorum.

hiç solmasa çiçekler nasıl olurdu. bi kıymet bilme olgusu ya kaybetmek. insanlara nasıl yerleştiyse sürekli var olanın değerinin bilinmeyeceği. var olana kıymet vermemek matah olmuş. hadi canım oradan.

neyse uzatmayalım. ne de olsa;

lafın tamamı aptala söylenir...

2009-04-13

dalga denizde olur


coşkun bir denizi zaptetmeye çalışır dalgakıran. coşkun bir denizi zaptetmek zordur, dalgakırana. dövülür, dövülür. dalga kıran aslında dalgaları kırmadan geri dönmeye ikna etmeye de çalışabilirdi ama mizacına ters işte. beton bir ruha sahip. dalgaların tek amacı biraz dalga geçmek, esprili çocuklarıdır denizin, dalgalar. haşarı, köpük köpük, bir şeyler olmuştur biryerde de ondandır arsızlıkları aslında. ama işte dalgakıran. kendilerine katılmaya ikna edemezler dalgalar karaları, dalgakıran izin vermez birlikte oynamalarına. karaların çalışması lazımdır, oyuna katılmaya izin vermeyen anneleridir dalgakıran. karalar insanlara çalışmaktadır. bir uygarlık tarihi dersleri vardır ki karaların, çalışmaları hiç bitmez. deniz doğası gereği sıkkın.bir kaç gemiyi kendine katarak eğlenmeye çalışır. korsan gemileri en sevdikleriymiş bir zamanlar. deli sıkkınlığıyla aldığı birkaç güzel şehiri de kendine almayı başarmanın zaferiyle. denizin çarpma üzerine dağılma özelliği vardır. bileşme özelliği de karalardan sıkılıp oluşturdukları deltalarda gözlenir. istedikleri her an karayla oynamaları koşullara bağlı gelişir. önce güneşle anlaşmaya varmalıdır yeterli ısıla ulaşıp buharlaşabilmek için, sonra gökyüzünü ikna etmelidir bulutlanmaya. rüzgarla anlaşmalıdır kendisini sürüklemesi için, uygun alana yağabilmek için. sılgınca sırılsıklam bırakır karaları, usanmadan yağar, kaybı büyüktür ama olsun, oyuna değer. artık dalgayı ne kırar bilinmez.

lafın tamamı aptala söylenir...

2009-04-11

ana rahmine dönüş hikayesi


annenin göbeğine sıkıca kafayı bastırıp;

- ben geri girmek istiyoruuummmm...
+ salak, öyle bir şey olabilse şimdiye kadar bir milyon kere geri sokardım seni.
-+ heuehueheuheueheu

lafın tamamı aptala söylenir...

2009-04-08

sabahın beşine kadar zombi defedenler için


yeni, yine, yeniden, yoruldum.

lafın tamamı aptala söylenir...

akıl oyunları


bir dalganın ucundan yakalamaya çalışmak. bir dalganın köpüğünün en güzel yerini tutmaya çalışmak. resmedilince mümkün gibi duran bir şey. güzel bembeyaz köpüklerin tüy gibi olmalı hissi. bir tavşanın kuyruğunu tutmaya çalışmak gibi. bembeyaz, yumuşak. kırılma noktasının sonsuz kalması isteği. yansıyan güneşi hafızada tutmaya çalışmak.

bir bulutun üzerinde uyumaya çalışmak. sağa sola döndükçe sonsuz bir sarmalanma hissi. elyaflarca bulut. turunculaşan güneşi hafızada tutmaya çalışmak. gökyüzünde sahiller hayal etmek. buluttan kıyılara vuran turuncu dalgalar, bir dalganın ucundan yakalamaya çalışmak.

lafın tamamı aptala söylenir...