2010-09-01

ben - çok gizli bir özne

telefon açıp aşkını da seni de demekle, öyle oturup yazmak arasında ne biçim de ince bir çizgi varmış. hiç görmemişim.

ah etmenin ne demek olduğunu ve nasıl da insan bilinciyle hiç ilgisinin olmadığını da öğrendim. çok(!) işe yarayan bilgiler defterime de ekledim.

istediklerim o kadar canımı yakarak oluyor ki, kendimi bazen "tılsım" filminde gibi hissediyorum, parayı iade edip çıkamıyorum.

lafın tamamı aptala söylenir...

solgunluk

sonbaharla gelen solgunluk hemen içime de düştü. ağır ağır çıkıyorum merdivenleri, eteklerimde güneş rengi bir yığın yaprak.

tüm cezaları aslında kendine verir insan neyse ve niyeyse artık. ne zamandır bileylenmiyorum ya, bir hamlık bir paslanmışlık.

olmaz.


lafın tamamı aptala söylenir...

2010-07-28

kendimle zamansız sözleşmeler 3


"içine düştüğüm acılar beni hep yazmaya itmiştir. özellikle; insanın ne dese yalan olacağı bir durumda, demeyip yazmak, uzun zaman önce aralık bırakıp menteşelerinin paslanmasına göz yumduğum geniş bir kapının başına yeniden getiriyordu, sanırım" diye düşüneceğim, diye düşündüm.

lafın tamamı aptala söylenir...

kendimle zamansız sözleşmeler 2


"kusmak istiyordum, hem de çok ve sonra bayılıp tertemiz ve hafızamı gerçeklerle idare edebilecek ve onları görebilecek kadar berrak olduunda uyanmak. özellikle de kalbimin ağrımadığı bir zamanda" diye düşüneceğim, diye düşündüm.

lafın tamamı aptala söylenir...

kendimle zamansız sözleşmeler 1


"o gün bütün şarkılar hüzünlüydü, sanki hepsi benim için ve benimle birlikte acı çekiyorlardı" diye düşüneceğim, diye düşündüm.

lafın tamamı aptala söylenir...