2009-03-27

soluk


bir soluk al sevgilim. bir soluk al sadece benim için. ben alamıyorum.. senin ciğerlerin dolsun ki nefes aldığımı hissedeyim. suni teneffüs sevgilim.
bir soluk al sevgilim, bi soluk da benim için. ben dolduruyorum ciğerlerimi dumanla.
bir soluk al sevgilim. bir soluk renk gibi al ki, solsun içim.
bir soluk al sevgilim. yorgun ciğerlerimiz bayram etsin, dostluğumuz pekişsin.
bir soluk al sevgilim. derman olsun dizlerine. soluk yüzüme kan gelsin. dudaklarım kızarsın.
bir soluk al sevgilim. soluk olma benim için. parlıyorsun çok zaman, hep öyle görmeliyim.

miden bulanır ama kusamazsın ya...

2009-03-25

sorguç



kimi zaman olur böyle garip bir yalnızlık peşine düşer insan. kimse yalnız değilken. yalnızlığa hasret kalınır. yalnızlık gelir dayanır çeşitli kapılarına insanın, sıkılırsın ya. miden bulanır da kusamazsan zorlama, uyu. zamanlardır yazamıyordum. yazamamamın nedenleri vardır, henüz bilemiyorum. bunun da iyi bir yazı olduğunu iddia etmek abesle iştigalken, çeşitli işgallerdeyim. işgal ediliyorum. soğuk havaları sevmedim, oyun havası değil hiç.

alkol üretimsiz bir tüketim. hiçbir şeyin hammaddesi olamayacak kadar ziyan geliyor bana. bir bira açıp içememek. ama diyorum "sen" olsan şimdi ne biçim olurdu kafam. neler yazardı ellerim. klavyede akardı. beynime yetişirdi ellerim, hızlandıkça ben keyif artardı. en son derdim ki yayınla... derken boşalmak...

miden bulanır ama kusamazsın ya...

2009-03-01

anarşistleşmenin kısa tarihi


ÖLÜM

ölülerin ruhlarımızı çalmaya çalıştığını öğrendim. bundan eminim ki artık; yaşama sahip olmak bir "şey"in sahip olabileceği en muhteşem "şey". arabanın arka koltuğundan izlerken kafama yansıyan dünyamı.. içime bir ağırlık çöktü hiç bilmediğim bir yerindeydim çok iyi bildiğim bir şehrin. inanılmaz bir şeyler çekildi içimden.. ruhum emiliyordu içimden. ağırlaşan kalbim atmak istemiyordu. çok garip bir cami.. ben camilere hep cenazeler için gittim. yaşım büyüdükçe sıraları ve önemleri artan cenazeler için. ölüm ne garip bir his. korkuyorum.. bildiğin utanmıyorum, korkuyorum. ya buralarda ımmm.. neydi onun adı? böyle hani cenazelerin koyulduğu yer. ne canezesi ya ceset.. yok ya neydi? hah. mezarlık da yok ki buralarda... kafayı kaldır geldiğin yola bak... kocaman bir mezarlık. taşları bir canavarın sağlıksız dişleri gibi bitiyor topraktan.. ruhumu emiyorlardı az önce ölüler. sahip olduğum şey ve onu kullanış şeklim yüzünden benden nefret ediyorlardı. sahip olduğum zaman ve bunun farkında olmayış şeklim yüzünden. soğuk bir arabanın içinden ruhumu çalmaya çalışarak.

küfür, ruhun yelpazesidir...

anarşistleşmenin kısa tarihi



GÖLBAŞI BİR ŞEKİLDE JERUSALEM
gölbaşında bira içme tutkusuyla başabaş bir şeyler. 5 saate yakın bira alacak yer aramaları. ya bira ya pos makinesi yok. jerusalem gibi gölbaşı.. çıkamıyor da insan bu lanet yerden. dönüp duruluyor manasızca. jerusalem, bira yok, pos makinesi yok, para yok.. çıkış yok.. içki satışına ket vurulmuş. kızgınım.

dolaş dolaş, hızlan, yavaş... arabaların içinde. uzanıp arka koltuğa, elinde sigara... bira ara. ara ki bulasın. tam beş(5) saat. ara ki bulasın.
-aa.. galiba bira var burada.
-buradan bira mira almam ben. bas abi şehre dönelim...

küfür, ruhun yelpazesidir...