2009-01-11

kafa kovalamaca


sabah hatırlananlar;
daha bara girerken, kocaman ve ince topukların üstünde duramamak ve düşmek.. gece üçe kadar dans edip gülmek. hahah kafayı öyle bir bulmak ki bankamatikten para çekememek.. taksicinin taksiye geri taşıması... o "ne alaka" kafayla gecenin bir yarısı misafir olarak bir eve gitmek ve zigonları kırmak.. öyle utanmak ki ağlamaya başlamak... eve dönene kadar susmamak, evde de susmamak. uyanmak, çay, sigara..

akşam farkedilenler;
ayakkabının topuğu kırılmış, dizler yara bere, bardan çıkış hala muamma... ağlamaktan gözler şiş, eve dönünce bi de votka içmeye çalışmışım, "pantolonum nasıl?" diye sorduğum insan "iyi iyi en azından düşünce bacakların çizilmez" diye cevap veriyor. tüm gün geceyle ilgili hatırladıklarım ve hatırlayamamam aklıma geldikçe utançtan gözlerimi kapadım. telefonumu zigonlu evde unutmuşum.. sabah hala odamdan banyoya yürüyemeyecak kadar sarhoştum. neden koltuğun kendisine değil de koluna oturmaya çalıştığımı ve zigonların üstüne kaydığımı bulamadım..bir film indirmişim sanırım bir ara onu gördüm, şaşırdım... hiç bir fikrim yok ne olduğuyla ilgili...

sahibinden, ihtiyacından...

Hiç yorum yok: